Cenab-ı Hakk bize şah damarımızdan daha yakındır
Günahta ısrar etmekten kurtulmanın yolu kime karşı işlenildiği düşünülmekten geçer
Günahlardan kurtulmanın en önemli yollarından biri, Cenab-ı Hakk’a olan imanımızı kuvvetlendirmektir. Ve O’nun (cc) sürekli bizi gördüğünü ve bildiğini düşünebilmektir. Zira bazı günahları yaparken insanlardan bile çekiniyoruz. Haya ediyoruz. İnsanların görmediği yerleri tercih ediyoruz. Halbuki; asıl utanıp çekineceğimiz Cenab-ı Hakk’tır.
Bilal Bin Sad (ra) bu konuyla ilgili şöyle demiştir;
“İşlediğiniz günahın küçüklüğüne bakmayın. Ancak kime karşı işlediğinize bakın.” [1]
Günahta ısrar eden kişi Allah’ın (cc) kendisine şah damarından daha yakın olduğunu bilmelidir
“Celalim hakkı için, insanı (biz) yarattık ve nefsinin ona ne vesvese verdiğini biliriz! Çünkü biz, ona şah damarından daha yakınız.” [2]
Şah damarı vücuttaki en hayati damarlardır. Onlara bir zarar geldiğinde ölüm ya da felç riski çok yüksektir. O yüzden bu damarlara “Can damarı” da denmektedir. İşte Ayet-i kerime bize bu misalle şunu izah eder ki; Rabbimiz bize sonsuz derecede yakındır. Kalbimizin en ince ve gizli arzularını bilir.
Nasıl ki; güneş bize nihayet derecede uzaktır. Fakat ışığı ve ısısıyla bizi sarıp sarmalr. İşte Cenab-ı Hak da bizlere güneş misali gibidir. Bizlerden uzak olmakla birlikte her birimize nihayet derecede yakındır. Bize bizden daha yakındır. En ince yalvarışlarımızı, en saklı arzularımızı bilip cevap verir. Onun için Rabbimiz’in her an bizi gördüğünü, bildiğini düşünürsek, günah işlemekte de ısrar etmeyiz.
Bir Habeşli Peygamberimize (asm) gelerek sorar:
“Ya Resulullah! Eğer ben çirkin davranışlarda bulunsam tevbem kabul olunur mu?
Peygamberimiz (asm) ona “tabi” diye cevap verdi. Bunun üzerine kalkıp gitti, sonra geri dönerek. Peygamberimize (asm) yine sordu:
“Ben o çirkin davranışları işlerken Allah (cc) beni görüyor mu? Peygamberimiz (asm) “Tabi” diye cevap verince Habeşli öyle bir nara bastı ki, arkasından hemen yere düşerek can verdi.” [3]
Melaikeler de sürekli bizi görüp yaptıklarımızı kaydetmektedirler
“O iki kaydedici (melekler her yaptığınızı) kaydederken (onlar) sağdan ve soldan (her iki tarafınızda) oturmakta olan (melekler)dir. (İnsan) hiçbir söz söylemez ki, mutlaka yanında hazır bir gözetleyici (melek) bulunmasın!” [4]
Nasıl ki; kamerayla görüntülendiğini bilen bir kişi hal ve hareketlerine çeki düzen verir. Üstünü başını düzeltir ve konuşmasına dikkat eder. Öylede, sağımızda ve solumuzdaki melaikelerde bizim için birer kamera görevi görmekteler. Zira her yaptığımızı, hatta her söylediğimizi kaydediyorlar. Ta ki; kıyamet gününde biz unutsak da onlar hatırlatsın ve “Ben yapmadım, görmedim, söylemedim.” diyenlere birer şahitçi olsunlar.
İşte melaikelerin varlığı da, bizleri günahlardan uzaklaştırmaya önemli bir vesiledir.
Kaynakça:
[1] İmam Gazali; Kalplerin Keşfi / Tevbe
[2] Kaf Suresi, 16
[3] İmam Gazali; Kalplerin Keşfi
[4] Kaf Suresi, 16-18
