Günahta ısrar etmenin sonuçları nelerdir? Günahta ısrar etmek tevbenin kabulüne mani olur mu?

Günahta ısrar etmek ne demektir?

“Günahta ısrar etmek demek, insanın günah işleyip istiğfar etmemesi, tevbe etmeye azimli ve kararlı olmaması demektir.” [1]

Asıl tevbe edenler günahlarında bile bile ısrar etmezler

“Gerçekte günahları da Gafur (affedici), Rahim olan Allah’tan başka kim bağışlar? Öyle ya, affedenleri, iyilik yapanları seven şanı büyük Allah’tan çok affetmeye ve bağışlamaya gücü yeten kim düşünülebilir? İşte asıl tevbe edenler, herhangi bir günah sonunda derhal Allah’tan utanıp da hemen tevbe ve istiğfar edenler ve yaptıkları günahlarda, bile bile, ısrar etmeyenlerdir.” [2]

Günahta ısrar eden kişiye mağfiret olunmaz ve hidayete erdirilmez

“Habibim, ya Muhammet! Onlar için ister mağfiret dile, ister onlar için mağfiret dileme hiç fark etmez! Eğer onlar için yetmiş defa da istiğfar etsen, Allah onları asla bağışlamayacaktır! Bu, şüphesiz ki onların, Allah’ı ve Resulünü inkar etmeleri sebebiyledir. Allah ise, inkarlarındaki ısrarları yüzünden fasıklar topluluğunu hidayete erdirmez.” [3]

Günahta ısrar edenler Allah’ın (cc) “Yazıklar Olsun.” hitabına mazhar olurlar

“Merhamet ediniz ki merhamet edilesiniz. Bağışlayın ki bağışlanasınız. Sözü dinleyip de, kendisine sözün tesir etmediği kişiye yazıklar olsun. Bile bile günaha ısrar edenlere de yazıklar olsun.” [4]

Günahta ısrar edenler zalimlerden olurlar

“Müminin işlediği her günah kalbinde siyah bir nokta meydana getirir. Tevbe edip kötülükten sıyrılarak af dileyince o siyah nokta kalbinden silinir. Eğer günaha günah eklerse siyah noktalar çoğalıp kalbini kaplar.” [5]

Günaha devam edenin kalbi mühürlenir

“Günaha devam edenin zamanla kalbi mühürlenir, o artık sevap işleyemez olur.” [6]

“Hayır hayır! Doğrusu onların kazandıkları günah­lar kalplerinin üzerine pas bağlamıştır.” [7]

Bir kalp işledikleri günahlarla örtülünce, Al­lah da onun üzerine mührünü basıverir. Bir kabın üzerine mühür vurul­muşsa, artık o kabın içine ulaşmak ancak o mührü, o damgayı çıkar­maya, kırmaya bağlıdır. Bu kalbe iman, ancak o zaman gire­bilir. Peki acaba bu işin Allah’a izafesini nasıl anlayacağız. Yani eğer bu kafirlerin kalplerini Allah mühürlediği için bunlar kafir ol­muş­larsa, o zaman suçu ne bunların? Acaba bir cebir söz konusu değil midir yani burada? Gibi bir soru hatırımıza gelmiştir. Halbuki Kaf Sure­sinde Rabbimiz bakın şöyle buyurur:

“Ben kullarıma zulmedici değilim.” (Kaf, 29)

Allah herkese bir kalp vermiş ve bir de her insan kalbi için bir kilit yaratmış, bir  kilit vermiştir. Bu kal­bin kilitle­yici, mühürleyici veya açıcı anahtarı Allah’tandır. Ama bu kilidin, bu mühürün Allah’tan oluşu bir cebir anlamına gelmemektedir. İnsanlar kendi öz iradeleri, hür iradeleriyle ya bu kilidin kapa­tılmasını Allah’a arzederler, Allah da kapatır onu. Ya da açılmasını isterler Allah’tan, Allah da açıverir onu. [8]

Günahlarından tevbe ettiği halde onu işlemeye devam eden kimse Rabbi ile alay etmiş olur

Günahlarında ısrar eden bir kişi, Cenab-ı Hakk’ı ve O’nun Peygamberini (asm) hafife almış olur. Ayrıca Kurân’ın hükümlerini yerine getirmeyen veya yaptıklarını ısrarla sürdürenler Cenab-ı Hakk’ın azabınıda üzerine çeker. Eğer tevbeye sarılmazsa bu onu daha da büyük uçurumlara sürükler.

Kaynakça:

[1] Muhammet Bin Yakup Kuleyni, Usul-u Kafi

[2] Tevbe Suresi, 80

[3] Elmalılı Hamdi Yazır

[4] İmam Ahmet

[5] Buhari

[6] Bezzar; Müsned / Tevbe

[7] Mutaffifin, 14

[8] Besair’ul Kur’ân

Yorum Yapın